SAYDAM YENİAY

Hacettepe Üniversitesi, Ankara Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü’nden mezun olduktan sonra, Devlet Tiyatrolarında göreve başladı. Uzun yıllar Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Sahne Sanatları ve Görüntü Sanatları Bölümü’nde rol dersi hocalığı yaptı.
Halen İstanbul Devlet Tiyatroları oyuncusu olup, çeşitli dizi ve filmlerde rol almaktadır.
Başkent İletişim Bilimleri Akademisi’nde Oyunculuk dersleri vermektedir.

SERAY GÖZLER

Mimar Sinan Üniversitesi Tiyatro bölümünden mezun olmuştur. Süper Baba’da oynadığı Şule ,Yabancı Damat’ta oynadığı Hayriye ve Zoraki Kocadaki Sevim Abla rolleriyle tanınır.Sanatçı 2002 yılında Kaktüs Çiçeğindeki rolü ile Afife Jale en iyi komedi kadın sanatçısı tiyatro ödülünü kazanmıştır.
Başkent İletişim Bilimleri Akademisi’nde, Diksiyon, Spikerlik ve Sunuculuk, Seslendirme ve Oyunculuk eğitimleri vermektedir.
İstanbul Devlet Tiyatrosu oyuncusu olan sanatçı, çeşitli sinema ve dizi filmlerde rol almaktadır. Devlet tiyatrosu sanatçısı Saydam Yeniay ile evlidir.

ALİ İPİN

1981’de Devlet Tiyatrosu’ndan ayrılarak İsviçre’nin Cenevre şehrindeki Conservatoire de Genéve’nin drama bölümüne misafir öğrenci olarak eğitim kariyerini sürdürdü.
1982 yılında Türkiye’ye dönerek tekrar Devlet Tiyatrosu’na giren Ali İpin, 1985 yılında altı ay süre ile Cenevre’ye gönderildi. Bu süre içinde La Cour des Miracles tiyatrosunda reji asistanlığı yapan sanatçı Devlet Tiyatrosu bünyesinde kırkın üzerinde oyunda rol alıp, 6 oyunda da yardımcı yönetmen olarak görev aldı. Başkent İletişim Bilimleri Akademisi’nde, Diksiyon, Spikerlik ve Sunuculuk, Seslendirme ve Oyunculuk eğitimleri vermektedir.

CİHAN ÜNAL

1960-1964 Ortaokul ve Lise Döneminde, Ankara Radyosu Çocuk Kulübünde, Ankara Radyosu Eğitim Programlarında, Ankara Radyosu “Radyo Tiyatrosu” programlarında ve Ankara Radyosu “Arkası Yarın” programlarında çalıştı.
Nüzhet Şenbay, Nurettin Sevin, Suat Taşer, Haldun Marlalı ve Mahir Canova’dan eğitim aldı. Ayrıca Suat Taşer’in yönettiği “Öteye Doğru” adlı oyunda başrolde oynadı. 1963-1964 yılları arasında Ankara Devlet Tiyatrosu oyunlarında küçük rollerde görev aldı. 1964 yılında Ankara Devlet Konservatuvarına girdi.
1969’da Konsevatuvarın Tiyatro Bölümü yüksek kısmından mezun oldu ve aynı yıl Ankara Devlet Tiyatrosu’nda oyuncu olarak göreve başladı. İlk defa 1971 yılında “Damdaki Kemancı” filminde oynadı. İkinci defa oynadığı sinema filmi ilk Türk korku klasiklerinden olan “Şeytan” oldu. 1971-1973 yılları arasında Ankara Devlet Konservatuarı oyunculuk bölümünde Cüneyt Gökçer’in asistanlığını yaptı. 1973 – 1982 yıllarında yine aynı okulda öğretim görevlisi olarak diksiyon, mimik, rol ve sahne derslerine girdi.
1982 yılında British Council bursu ve Ankara Devlet Tiyatroları bilgi- görgü hakkı ile Londra’ya gitti. Burada * Dil Eğitimi yanında Royal National Theatre ve Royal Shakespeare Company’de çeşitli provalara katılarak eğitimini devam ettirdi. Yine Londra’da iki ay RADA (Royal Academy of Dramatic Art) da eğitmenlerle birlikte çalışarak misafir hocalık yaptı. 1983 yılına kadar Ankara Devlet Tiyatrosu’nda çalıştı. 1987 – 2000 yılları arasında Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümünde rol, diksiyon, mimik ve sahne derslerine girerek, öğretim görevliliği hizmetine devam etti.
1992 British Council ve Royal Shakespeare Company’nin davetlisi olarak Stratford’da ses ve nefes seminerlerine katıldı. 1997’de özel bir diksiyon ve spikerlik kursunda öğretmenlik yaptı. 1999 yılında Yeditepe Üniversitesi’nde oyunculuk ve diksiyon derslerine girdi. 2000 yılında Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda diksiyon, mimik, rol ve sahne dersleri verdi. 2001’de aynı yerde Tiyatro Anasanat Dalı Başkanı oldu.
Ankara Devlet Tiyatrosu sanatçısı Hepşen Akar’ın kardeşi olan Cihan Ünal, ilk evliliğini manken Sabiha Tarhan ile yaptı. Bu evlilikten Irmak adında bir kızı oldu. İkinci evliliğini ise Mine filminin setinde tanışıp aşık olduğu Türkan Şoray ile yaptı. Bu evlilikten Yağmur adında bir kızı daha oldu. Halen Tiyatro İstanbul bünyesinde oyunculuk çalışmaları ve Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Tiyatro Anasanat Dalı Başkanlığı ile Öğretim Görevliliğini devam ettirmektedir. Sanatçı, İngiltere’deki Centre for Performance Research (Giving Voice) ve TODER (Tiyatro Oyuncuları Derneği) üyesidir. Ayrıca, Başkent İletişim Bilimleri Akademisi’nde, Diksiyon, Spikerlik ve Sunuculuk, Seslendirme ve Oyunculuk eğitimleri vermektedir.

HAKAN ÇİMENSER

Hakan Çimenser
1990 yılında, Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuarı Tiyatro bölümünden mezun oldu.
Mezun olduğu yıl Diyarbakır Devlet Tiyatrosu’nda sanatçı olarak göreve başladı.
1994-96 yılları arasında Devlet Tiyatrolarında Diyarbakır Müdürlüğü yaptı.
1996 yılında Ankara Devlet Tiyatrosu’na atandı.
1997-2003 yılları arasında Hacettepe Devlet Konservatuvarı’nda öğretim görevlisi olarak çalıştı.
2008 yılında İstanbul Devlet Tiyatroları’na atandı.
2010 yılında Afife Tiyatro Ödülleri, “İmparatorluk Kuranlar” oyunuyla “Yılın En Başarılı Yönetmeni” ödülünü aldı.
Halen İstanbul Devlet Tiyatroları’nda rejisör olarak görevini sürdürmektedir.
Ayrıca, Başkent İletişim Bilimleri Akademisi’nde Diksiyon ve Oyunculuk alanlarında eğitim vermektedir.

Yönettiği oyunlar

Beğendiğiniz Gibi : William Shakespeare – İstanbul Devlet Tiyatrosu – 2010
İmparotorluk Kuranlar : Boris Vian – İstanbul Devlet Tiyatrosu – 2009
Çok Orjinal Bir Oyun : Savaş Dinçel – Bursa Devlet Tiyatrosu – 2008
Bay Kolpert : David Gieselmann – Antalya Devlet Tiyatrosu – 2008
Martı (oyun) : Anton Pavloviç Çehov – Sivas Devlet Tiyatrosu – 2007
Aldatma : Harold Pinter – Eskişehir Şehir Tiyatrosu – 2007
Şahane Düğün : Robin Hawdon – Ankara Devlet Tiyatrosu – 2007
Deli Dumrul : Güngör Dilmen – Adana Devlet Tiyatrosu – 2006
Köpek Kadın Erkek : Sibylle Berg – Ankara Devlet Tiyatrosu – 2006
Uçurtmanın Kuyruğu : Savaş Dinçel – Ankara Devlet Tiyatrosu – 2005
Kaçık : Tom Topor – Akara Devlet Tiyatrosu – 2005
Çıkmaz Sokak Çocukları : Lyle Kessler – Diyarbakır Devlet Tiyatroları – 2004
Ölüm ve Kız : Ariel Dorfman – Akara Devlet Tiyatrosu – 2001
Sevgili Yalan : Jurgen Cross : Ankara Devlet Tiyatrosu – 1997
Seferi Ramaz Beyin Nafile Dünyası : Oktay Arayıcı – Diyarbakır Devlet Tiyatrosu – 1996
Pazartesi Perşembe : Musahipzade Celal – Diyarbakır Devlet Tiyatrosu – 1995
Sevgili Yalan : Eduardo de Filippo – Diyarbakır Devlet Tiyatrosu – 1994

Rol aldığı oyunlar

Komşu Köyün Delisi : Ütün Dökmen – Ankara Devlet Tiyatrosu – 2001
3. Richard : William Shakespeare – Ankara Devlet Tiyatrosu – 2000
Serseri Gönül : Eugene O’neil – Ankara Devlet Tiyatrosu – 2000
Olagan Cinayetler : Jules Feiffer – Ankara Devlet Tiyatrosu – 1998
Benimkinin Adı Regine: Pierre Ray – Ankara Devlet Tiyatrosu – 1996
Kanlı Düğün : Federico Garcia Lorca – Diyarbakır Devlet Tiyatrosu – 1996
Korku : Orhan Asena – Diyarbakır Devlet Tiyatrosu – 1994
Macbeth : William Shakespeare – Diyarbakır Devlet Tiyatrosu – 1993
Görüşme Kutlama Çağrı : Václav Have – Diyarbakır Devlet Tiyatrosu – 1992
Fareler ve İnsanlar : John Steinbeck – Diyarbakır Devlet Tiyatrosu – 1992
Sarıpınar 1914 : Turgut Özakman – Diyarbakır Devlet Tiyatrosu – 1991
Yunus Emre(oyun) : Recep Bilginer – Diyarbakır Devlet Tiyatrosu – 1989
Kurban : Güngör Dilmen – Diyarbakır Devlet Tiyatrosu – 1989

Rol Aldığı Sinema Filmleri:
Aşk Tesadüfleri Sever
HAYAT BOYU (LİFE LONG) (2013 Berlin Film Festivali Panaroma Bölümüne seçildi.)

MACİDE TANIR

Macide TANIR

Erenköy Kız Lisesi’ni birincilikle bitirdiğinde babası “Bu memleketin mektepli sanatçıya ihtiyacı var,olabiliyorsanız olunuz.”der ve Macide Tanır için tiyatronun yolu açılır.Hiçbir hazırlık yapmadan hatta ne hazırlaması neye çalışması gerektiğini bilmeden Galatasaray Lisesi’nde yapılan sınava girer ve aralarında Carl Ebert’in de olduğu hocalar tarafından konservatuvara kabul edilir.Valizini aldığı gibi Ankara’nın yolunu tutar ve uzun yıllar oradan kopamaz.Konservatuvarı sınıf atlayarak bitirir,1943 yılında profesyonel olarak Ankara’da sahneye çıkar.

Okul hayatı boyunca hep çok çalışmış,başarılı olmuştur.Yeteneği,çalışması ve disiplini onu Macide Tanır yapacaktır.Roller gelir,hiçbir zaman tam memnun olmaz,hep inceler,irdeler,düşünür,denemekten ve düşündüğünü söylemekten çekinmez.Başarısını şansına,güzelliğine bağlamaya çalışanlar olur ama o bildiği yolda hiç eğilip bükülmeden yürümeye devam eder.Tiyatronun tiyatro,sanatçının sanatçı olduğu zamanlarda Macide Tanır’ın değeri seyirci tarafından çok geçmeden anlaşılır.Rol aldığı oyunlar kapalı gişe sahnelenir,tiyatro önlerinde kuyruklar oluşur.Bu ilgi başını döndürmez,eksik yapmanın,hakkını verememenin endişesiyle kendi kendini eleştirir durur.

macide-tanır2

Genç,güzel bir oyuncu iken hep kendinden büyük kadınları canlandırır.Bundan da hiç şikayet etmez,aksine memnundur,”O kadınlar olmasaydı ben olmazdım” der.Mış gibi yapmaya karşıdır.Ne gerekiyorsa gözünü kırpmadan yapar.Dünya’ya tiyatro penceresinden bakar,gördüğü,duyduğu her şeyde tiyatroya dair izler arar.Bir uçak yolculuğunda ciddi bir tehlike atlattığında bile kendini düşünmez,sakin kalıp böyle bir rol oynarsam diye düşünüp o durumda bile içinde bulunduğu durumdan tiyatro için çıkarımlar,gözlemler yapar.
Dünyanın Düzeni,Öteye Doğru,Nora,Hortlaklar,Kanlı Düğün,Altın Göl,Kibarlık Budalası,Gölge Ustası oynadığı oyunlardan yalnızca birkaçı.Devlet Tiyatrosunda 50’yi aşkın oyunda rol alır ve kimselere nasip olmayacak bir şekilde herkes tarafından hep beğenilir,ayakta alkışlanır.Belki de bu ülkede bütün insanların üzerinde anlaştığı,hiçbir çelişkiye düşmediği tek şey Macide Tanır’ın çok iyi bir oyuncu olduğudur.

Macide Tanır ile aynı oyunda olmak bir oyuncu için şanstır çünkü kendisiyle birlikte sahnedekileri de alır yükseltir.Onun tiyatro aşkına ve saygısına bütün oyuncular da saygı duyar.Karşılarında kim olduğunun bilinciyle yaklaşırlar.Tiyatronun cadısı derler onun için ama bunun nedeni ne kapris ne huysuzluktur.Tek derdi vardır onun en kıymetlisi tiyatroya ve seyircisine hak ettiği değeri verebilmek.Her koşul altında rolünü ve oyunu düşünür.Bunu da yıllar sonra “Tepemdeki sanatçı Macide rahat bırakmıyor,hiçbir şeyi doyasıya yaşayamadım.”diyerek itiraf eder ama bunda en ufak bir pişmanlık yoktur,o her duyguyu tiyatroyla bütünleştirir,harmanlar.Aksi mümkün değildir.

Bir rol için,tek bir kelime için günlerce düşünür,inceler,araştırır.En iyisini bulana kadar dener.İçine sinmediği sürece çatışmaktan,doğruyu aramaktan çekinmez.Kimi zaman tek bir kelime için günlerce kafa yorar kimi zaman kostüm olur tek derdi.Tek bir şey bile huzursuz ettiyse oynadığı oyunların orijinal metinlerini bulur,karşılaştırır ya da beden dilini yanlış yansıtmamak için bir doktorun kapısında bulur kendisini.

Başarılarla dolu sanat hayatında hiç unutulmayan oyunlarından biri Ağaçlar Ayakta Ölür olur.Seyircinin yoğun ilgisine birbirinden önemli isimlerin olumlu eleştirileri eklenir ve yılın sanatçısı ödülünü alır.Bu da daha pek çoklarını alacağı ödüllerden sadece bir tanesidir.
Oyunlarıyla Anadolu’yu dolaşıp seyirciyle buluşurken gidemediği,göremediği seyirciye de radyo sayesinde ulaşmıştır.Radyo tiyatrosu,arkası yarınlar,seslendirmeler sayesinde sesi de ismi kadar bilinir olmuştur.

Eleştirmenlerin,seyircilerin verdiği değeri çok emek verdiği kurumdan daha doğrusu bürokrasiden göremez Macide Tanır.Hakszlığa karşı gelmiş,korkusuzca yanlışın üzerine gitmiş,mücadele etmiştir ama belki de en büyük haksızlık kendisine yapıldığında yapılacak bir şey kalmamıştır.Bir türlü hazırlanamayan,çıkarılamayan yasa nedeniyle 1985 yılında istemeye istemeye emekli olmak zorunda bırakılmıştır.”Bana artık tiyatro yapma diyorlar,bana artık nefes alma diyorlar”diyerek sessiz ve derin tepkisini ortaya koymuştur.

macide-tanır4

Tiyatrodan sonra Yer Demir Gök Bakır,Yengeç Sepeti,Cumhuriyet gibi sinema filmleri ve Baharın Bittiği Yer,Şehnaz Tango gibi televizyon çalışmalarıyla devam eder hayatına.Titizliği ve tecrübesi kendisini burada da gösterir.Çoğu zaman dudak bükülen televizyon dizilerinde doğru ekip,iyi bir senaryo olduğunda hele bir de Macide Tanır gibi bir oyuncu olduğunda ortaya nasıl bir işçıktığını herkes görür.Bu işin bir faydası da tiyatro günlerine yetişememiş gençlerle Macide Tanır’ın oyunculuğunu tanıştırmasıdır.

Devlet Tiyatrosu kapılarını Macide Tanır’a kapatmıştır ama yeni kurulan Tiyatro Kare ve Nedim Saban ikna etmiştir yeniden sahneye çıkmak için.Ankara’dan İstanbul’a geliş,uzun bir aradan sonra tekrar sahneye çıkacak olma Macide Tanır’ı heyecanlandırdığı kadar seyirci ve basının da ilgisiyle karşılaşmıştır.Oyun ilk günden büyük ilgi görmüş,özlem dolu seyirci her oyunda salonu doldurmuştur.İki yıl boyunca sahnelenen bu oyundan sonra Macide Tanır bir daha sahneye çıkmamıştır.

Aldığı teklifleri bir türlü kabul edemez,değişen çalışma koşullarını ve değerlerini kendine yakıştıramaz.Elini eteğini ne hayattan ne sanattan çekmemiştir.Çok farkında olmasak da hepimizin hayatına bir şekilde girmiş,yolumuzu aydınlatmaktadır.Türk Tiyatrosu anlatılacaksa onun adı geçmeden,onu tanımadan hiçbir şey söylenemez.Emeğini,sevgisini,bir ömrünü tiyatroya adamıştır.

Ödülleri
1961-62 Basının tiyatro sanatçıları arasında yaptığı anket – Yılın Sanatçısı (Ağaçlar Ayakta Ölür)
1964-65 Basın-İş Sendikası – Yılın Sanatçısı (Dünyanın Düzeni)
1968-69 Sanatsevenler Kurumu En İyi Oyuncu (Kıl Payı)
1973-74 Sanatsevenler Kurumu – En İyi Oyuncu (Yanlışlık)
Sanat Kurumu – En İyi Oyuncu (Gölge Ustası)
1988 Kültür Bakanlığı – Jüri Özel Ödülü
1988 Şehir Tiyatroları – Yılın Sanatçısı
1988 Hürriyet Gazetesi – Yılın Sanatçısı
1989 Kadınlar Birliği -En Başarılı Sanatçı
1990 Mersin Kültür ve Sanat Şenliği Onur Ödülü
1990 Sanat Kurumu – Yılın Sanatçısı
1991 Devlet Sanatçısı
1992-93 Avni Dilligil Onur Ödülü – Müziksiz Evin Konukları
1992-93 İtalyan Kültür Bakanlığı – Adelaide Ristari Ödülü
1993 Ses-Der Ödülü
1993-94 İstanbul Milletlerarası Lions Kulübü Ödülü
1996 Yarım Asır Sahnede – Altın İğne
1996 Lions Yönetim Çevresi Ödülü
1996-97 ÇASOD Ödülü
1997 Nisa Serezli-Tolga Aşkıner Ödülü
1998 Kadınlar Birliği Şişli Şubesi Cumhuriyetin 75. Yılı Ödülü
1998 Mimoza Dergisi – 75 Yılda 75 Kadına Ödül
Rol aldığı bazı oyunlar
Dünyanın Düzeni
Öteye Doğru
Keçiler Adası
Nora
Hortlaklar
Kılpayı
Kanlı Düğün
Ağaçlar Ayakta Ölür
Altın Göl
Gölge Ustası
Günden Geceye
Ecinniler
Faust
Kibarlık Budalası
Filmografisi
1987 Yer Demir Gök Bakır
1989 Baharın Bittiği Yer
1994 Cadı Ağacı
1994 Yengeç Sepeti
1996 Şehnaz Tango (TV Dizisi)
1996 Kurtuluş
1998 Cumhuriyet

macide-tanır3

Ödülleri

1961-62 Basının tiyatro sanatçıları arasında yaptığı anket – Yılın Sanatçısı (Ağaçlar Ayakta Ölür)

1964-65 Basın-İş Sendikası – Yılın Sanatçısı (Dünyanın Düzeni)

1968-69 Sanatsevenler Kurumu En İyi Oyuncu (Kıl Payı)

1973-74 Sanatsevenler Kurumu – En İyi Oyuncu (Yanlışlık)

Sanat Kurumu – En İyi Oyuncu (Gölge Ustası)

1988 Kültür Bakanlığı – Jüri Özel Ödülü

1988 Şehir Tiyatroları – Yılın Sanatçısı

1988 Hürriyet Gazetesi – Yılın Sanatçısı

1989 Kadınlar Birliği -En Başarılı Sanatçı

1990 Mersin Kültür ve Sanat Şenliği Onur Ödülü

1990 Sanat Kurumu – Yılın Sanatçısı

1991 Devlet Sanatçısı

1992-93 Avni Dilligil Onur Ödülü – Müziksiz Evin Konukları

1992-93 İtalyan Kültür Bakanlığı – Adelaide Ristari Ödülü

1993 Ses-Der Ödülü

1993-94 İstanbul Milletlerarası Lions Kulübü Ödülü

1996 Yarım Asır Sahnede – Altın İğne

1996 Lions Yönetim Çevresi Ödülü

1996-97 ÇASOD Ödülü

1997 Nisa Serezli-Tolga Aşkıner Ödülü

1998 Kadınlar Birliği Şişli Şubesi Cumhuriyetin 75. Yılı Ödülü

1998 Mimoza Dergisi – 75 Yılda 75 Kadına Ödül

Rol aldığı bazı oyunlar

Dünyanın Düzeni

Öteye Doğru

Keçiler Adası

Nora

Hortlaklar

Kılpayı

Kanlı Düğün

Ağaçlar Ayakta Ölür

Altın Göl

Gölge Ustası

Günden Geceye

Ecinniler

Faust

Kibarlık Budalası

Filmografisi

1987 Yer Demir Gök Bakır

1989 Baharın Bittiği Yer

1994 Cadı Ağacı

1994 Yengeç Sepeti

1996 Şehnaz Tango (TV Dizisi)

1996 Kurtuluş

1998 Cumhuriyet

Kaynak:Tiyatronun Cadısı(Macide Tanır-Bilgi Yayınevi),Yusuf Eradam(Arşivi)
Yazan: Mehmet BOZKIR

Cüneyt Gökçer

Gökçer, konservatuvara girme heyecanı içindeyken, ailesi onun bu hevesini engellemek ister. Fakat o her şeye rağmen tiyatro yapmaya çalışır. Ankara Halkevi Temsil Koluna üye olur. Temsil kolu başkanı Ercüment Behzat Lav’dır. Düzgün fiziği ve ses tonuyla Ercüment Bey’in ilgisini çeker. Kısa sürede varlık göstererek, 1936 yılında bir Türk yazarının piyesinde ilk başrolünü oynar.

Konservatuvar sınavına rahatsızlığı nedeniyle giremeyince, bir hafta sonra hazırladığı iki parça ile sınava tekrar katılmış ve kazanmıştır. Gökçer’in konservatuvarda ikinci yılında, Avrupa’da II. Dünya Savaşı iyice yoğunlaşır. Almanya’da Hitler’in sanatı Nazi ideolojisi doğrultusunda güdümleyen baskı rejimi birçok öncü ve aydın sanatçının ülkeyi terk etmesine neden olur. Ülkeden ayrılanlar arasında Carl Ebert’de vardır. Ebert tekrar Türkiye’ye gelir ve konservatuvardaki derslere başlar. İlk sahne dersinde öğrencilerden, bir sonraki ders için iki parça hazırlamalarını ister. Cüneyt Gökçer bu ders için, Suç ve Ceza’dan Raskolnikof, Romeo ve Juliet’den Paris’i hazırlar. Carl Ebert, Cüneyt Gökçer’in sunduğu bu rolleri çok beğenir ve Gökçer sınıfın en gözde öğrencisi olur. 1942 yılında Devlet Konservatuvarı Tiyatro Yüksek Bölümü`nden mezun olur.

Muhsin Ertuğrul, Devlet Tiyatrosu ve Operası genel müdürlüğüne atanır. 1 Ekim 1949’da Büyük Tiyatro, Ahmet Kutsi Tecer’in Köroğlu Destanı ile resmen açılır. Gökçer’in bu oyundaki rolü Köroğlu’dur. Aynı sezonda, daha önce tatbikat sahnesinde Onikinci Gece’yi sahneye koyan Renato Mordo’nun yönettiği Faust’ta Mephisto’yu oynar.

Yönetmen ve oyuncu olarak sanatında olgunlaşması 1954 ile 1958 yılları arasında Muhsin Ertuğrul’un ikinci Devlet Tiyatrosu müdürlüğüne rastlar. Muhsin Ertuğrul’un Devlet Tiyatrosu müdürlüğünden istifası üzerine, yerine Cevat Memduh Altar getirilir. Altar zamanında Gökçer, bilgi ve deneyim için Avrupa’ya gönderilir. Almanya, Avusturya, İngiltere ve Fransa’nın ‘Oldwich’, ‘Commedia Française’, ‘Thalia Theater’ gibi önemli sanat merkezlerinde yönetmen yardımcısı olarak çalışır. Ünlü yönetmenlerin ve sanatçıların provalarını izleme olanağını bulur.

25 Ağustos 1958’de Muhsin Ertuğrul’dan yaş haddi nedeniyle boşalan Devlet Tiyatrosu müdürlüğüne atandığında 38 yaşındadır. Bu görevi bir yıl arayla 1983’e kadar 23 yıl boyunca sürdürmüştür. Gökçer yöneticiliği süresince repertuar politikasının belirlenmesi ve uygulanmasında önemli bir aşama olarak, Batı Tiyatrosunun başyapıtlarının yanı sıra daha fazla Türk tiyatro eserine yer verilmesini gerekliliğini savunur. Bu amaçla yerli oyun yazarlarını teşvik eder. Refik Erduran, Cahit Atay, Güngör Dilmen Kalyoncu, Yıldırım Keskin, Recep Bilginer, Necati Cumalı, Aziz Nesin, Oktay Arayıcı, Yaşar Kemal, Turan Oflazoğlu, Orhan Asena gibi oyun yazarlarının eserleri Gökçer döneminde seyirciyle buluşur.

Muhsin Ertuğrul döneminde çalışmaları başlatılan, tiyatronun yaygınlaşması politikası sürdürülür. Ankara merkeze bağlı olarak turnelerle varlığını sürdüren İstanbul, Adana, İzmir ve Bursa Devlet Tiyatrolarında yerleşik kadrolara geçilir. Gökçer’in yönetici olarak en büyük başarısı, 23 yıl boyunca Devlet Tiyatrolarını ve sanat politikasını, Türkiye’de sürekli değişimlerle devinen, çok önemli kriz dönemleri yaşayan siyaset dünyasının dışında tutması olmuştur.

Gökçer’in Devlet Tiyatrosu genel müdürlüğüne atandığı o yıllarda opera ve bale Devlet Tiyatrosu’na bağlıdır. 1959 yılında Opera-Bale Devlet Tiyatrosu’ndan ayrılsa da, 1960 yılında tekrar birleşir ve bu durum 1966 yılına kadar devam eder. Gökçer tiyatronun yanı sıra opera ve bale sanatlarının gelişmesi için de önemli çalışmalar yapar. Müzik konusunda İtalyan, koreografi konusunda ise İngiliz hocalardan, özellikle ‘Dame Ninetto de Valois’`den yararlanarak bu bölümlerde yeni gelişme imkânları sağlar.

1963 yılında Devlet Tiyatroları’nda ilk müzikalin sahnelenmesini sağlar. Ünlü Amerikalı konuk yönetmen Todd Bolender, Oliver D. Kingsley’in “Kiss Me Kate” adlı müzikal komedisini sahneye koyar. Bu müzikalde “Fred Graham” rolünü Gökçer oynar.

1962-1963 sezonunda başka bir konuk yönetmen Fransız Jean Mercure, Moliere’in Don Juan’ını sahneye koyar. Gökçer Don Juan’ı oynar. 1967 sezonunda ise başka bir konuk yönetmen İtalyan Maurizio Scapporo, Pirandello’nun IV. Henry adlı oyununu sahneler. 1955 – 1956’dan sonra ikinci kez Henry rolünü yorumlayan Gökçer, Scapporo’non rejisinde unutulmaz rollerinden birini ortaya koyar ve oyun 3 sezon boyunca sergilenir. Yugoslavya’nın çeşitli şehirlerine turneler yapar. Pirandello’nun yüzüncü doğum yılı için Venedik’e davet edilir. IV.Henry’nin Türk, Yugoslav ve İtalyan basınında reji ve oyunculuktaki başarısından övgüyle sözedilir.

1983 yılında 23 yıldır sürdürdüğü Devlet Tiyatrosu genel müdürlüğünden ayrılır. Bu konuyla ilgili şu açıklamayı yapar: “İdarecilik ayrı bir görevdir, gelir geçer. Ben her şeyden önce sanatkârım, rejisörüm, aktörüm. Sanatıma devam edeceğim.”

1985 yılında aldığı profesörlük unvanı ile Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü başkanlığı ve öğretim üyeliği görevine devam eder. Prof. Dr. Cüneyt Gökçer, 1998 – 1999 öğretim yılında kuruluş çalışmalarını yürüttüğü Bilkent Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi Tiyatro Bölümünde eğitime başlar ve Tiyatro Bölümü başkanlığına getirilir.

Cüneyt Gökçer 23 Aralık 2009 tarihinde Ankara da tedavi gördüğü hastanede solunum yetmezliği nedeniyle 89 yaşında ölmüştür.

wikipedia