Afife Jale Ödülleri 2013

Afife Jale Ödül Töreni, bu yıl 29 Nisan 2013 Pazartesi akşamı Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlendi.

Yılın en başarılı prodüksiyon ödülü: Sessizlik (İstanbul Devlet Tiyatroları)

Yılın en başarılı yönetmeni: Mehmet Birkiye (“Sessizlik” – İstanbul Devlet Tiyatrosu)

Yılın en başarılı kadın oyuncusu: Sumru Yavrucuk (“Kimsenin Ölmediği Bir Günün Ertesiydi” – İstanbul Devlet Tiyatrosu)

Yılın en başarılı erkek oyuncusu:  Öner Erkan (“Babamın Cesetleri” – İstanbul Devlet Tiyatrosu)

Yılın en başarılı yardımcı kadın oyuncusu: Gözde Çetiner (“Çehov Makinesi” – İstanbul Devlet Tiyatrosu)

Yılın en başarılı yardımcı erkek oyuncusu: Süleyman Atanısev (“Sessizlik” – İstanbul Devlet Tiyatrosu)

Yılın en başarılı yardımcı kadın oyuncusu: Gözde Çetiner (“Çehov Makinesi” – İstanbul Devlet Tiyatrosu)

Yılın en başarılı komedi / müzikal yardımcı erkek oyuncusu: Rüzgar Aksoy (“Sanat” – Tiyatro Gerçek)

Yılın en başarılı komedi / müzikal yardımcı kadın oyuncusu: Pınar Çağlar Gençtürk (“Yalnızlar Kulübü” – İkinci Kat)

Yılın en başarılı genç kuşak sanatçısı: Cem Uslu (“Parti” – Ekip / “Nerede Kalmıştık” – Bulut Tiyatro)

Yılın en başarılı sahne tasarımcısı: Esat Tekand (“Oyun” – Şehir Tiyatroları)

Yılın en başarılı giysi tasarımcısı: Şirin Dağtekin Yenen (“Çehov Makinası” – İstanbul Devlet Tiyatrosu)

Yılın en başarılı sahne müziği: Çiğdem Erken (“Zengin Mutfağı” – Şehir Tiyatroları)

GELECEĞİN YILDIZLARI SAHNEDE

Başkent İletişim Öğrencileri Devlet Tiyatroları Cevahir Sahnesi’nde!

Başkent İletişim Bilimleri Akademileri’nin Sinema ve Sahne Oyunculuğu Bölümü mezunları, ilk oyunlarını dün akşam Devlet Tiyatroları Cevahir Sahnesi’nde sergiledi.

“Çehov’dan Öyküler” isimli kolaj oyunun yönetmenliğinde, Devlet Tiyatroları İstanbul Müdürü Şakir GÜRZUMAR bulunuyor. Selen Korad Birkiye’nin hem dramaturg hem de yönetmen yardımcılığı yaptığı oyunla ilgili Şakir GÜRZUMAR, ”Başkent İletişim Sinema ve Sahne öğrencileri 10 ay süren eğitimleri sonunda çok başarılı bir çalışma ortaya koydular. Öğrencilerimi kutluyorum.” dedi.

Akademi Başkanı Dilbilimci Levent İNCE, öğrencilerinin gösterdiği performanstan çok etkilendiğini belirterek, “Rüştü ASYALI, Cihan ÜNAL, Altan ERKEKLİ, Şakir GÜRZUMAR, Sinan PEKİNTON, Özlem ERSÖNMEZ, Sungun BABACAN, Burcu KAYA, Sezai AYDIN, Hakan ÇİMENSER, Cevdet ARICILAR, Ali İPİN, Seray GÖZLER, Nermin TUĞUŞLU, Şebnem SAVAŞÇI ve Cihangir GÖKER gibi değerli isimlerden eğitim alan öğrencilerim, sahnede birer yıldız gibi parladı.” dedi. Ayrıca; İstanbul’da sergilenen bu çalışmanın, ilerleyen dönemlerde Ankara ve İzmir şubelerindeki öğrencileriyle de uygulamaya konulacağını belirtti.

Oyun, Anton Pavloviç Çehov’un eserlerinden bir kolaj niteliği taşıyor. Farklı öykülerin oyunlaştırıldığı çalışmada, Sinema ve Sahne Bölümü mezunları, farklı tiplemelerle seyirci karşısına çıkıyor.

ÖDÜLLÜ OYUN KIBRIS’TA

İlk kez Ankara Devlet Tiyatrosu tarafından sahnelenen ve 18 Kasım 2010 tarihinde  Akün Sahnesi’nde sahne ışıklarına çıkan Nazım Hikmet’in “Memleketimden İnsan Manzaraları”ndan 11 Tablo’su 17, 18 Şubat 2012 tarihlerinde Girne Belediyesi Kültür Merkezi’nde saat 20:00’de temsil edilecek.
Nazım Hikmet’in yazdığı Nihat Asyalı’nın düzenlediği oyunu yöneten ve yorumlayan Rüştü Asyalı. Dekor – giysi tasarımı Hakan Dündar’a, ışık tasarımı Ersen Tunççekiç’e, müzik – bestesi Cem İdiz’e ait olan gösteride; Rüştü Asyalı rol alırken piyanoda Cem İdiz eşlik ediyor. Yönetmen yardımcısı Berin Ötenel.
İlk temsilinden bugüne başarıyla temsil edilen ve kapalı gişe oynayan Nazım Hikmet’in “Memleketimden İnsan Manzaraları”ndan 11 Tablo gösterisi; Sanat Kurumu 2010 – 2011 Tiyatro Ödüllerinden Seçici Kurul Özel Ödülü’ne; Cem İdiz aynı gösterideki çalışması ile En İyi Müzik Ödülü’ne değer görüldü.

İlk kez Ankara Devlet Tiyatrosu tarafından sahnelenen ve 18 Kasım 2010 tarihinde  Akün Sahnesi’nde sahne ışıklarına çıkan Nazım Hikmet’in “Memleketimden İnsan Manzaraları”ndan 11 Tablo’su 17, 18 Şubat 2012 tarihlerinde Girne Belediyesi Kültür Merkezi’nde saat 20:00’de temsil edilecek.

Nazım Hikmet’in yazdığı Nihat Asyalı’nın düzenlediği oyunu yöneten ve yorumlayan Rüştü Asyalı. Dekor – giysi tasarımı Hakan Dündar’a, ışık tasarımı Ersen Tunççekiç’e, müzik – bestesi Cem İdiz’e ait olan gösteride; Rüştü Asyalı rol alırken piyanoda Cem İdiz eşlik ediyor. Yönetmen yardımcısı Berin Ötenel.

İlk temsilinden bugüne başarıyla temsil edilen ve kapalı gişe oynayan Nazım Hikmet’in “Memleketimden İnsan Manzaraları”ndan 11 Tablo gösterisi; Sanat Kurumu 2010 – 2011 Tiyatro Ödüllerinden Seçici Kurul Özel Ödülü’ne; Cem İdiz aynı gösterideki çalışması ile En İyi Müzik Ödülü’ne değer görüldü.

Tiyatro Sanatı

Hareket ve sözle bir öyküyü canlandırma sanatıdır. Bir ya da daha çok oyuncunun tanrılarla ilgili öyküleri canlandırdıkları dinsel törenlerden doğan bu sanatın ortaya çıkış tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Gene de, tiyatro oyunları birçok eski toplulukta ilkel biçimde de olsa sahneleniyordu. Tiyatro sanatı Eski Yunan’da altın çağını yaşadı. Acı çekme ve ölüm gibi acıklı konuları işleyen ve mutsuz bir sonla biten trajedi ile yaşamın gülünç yanlarını ortaya koyan komedi türlerini Yunanlılar yarattı {bak. KOMEDİ; Trajedi). Klasik tiyatro olarak bilinen Eski Yunan oyunları, tıpkı daha yeni sayılan yazarların bir yüzyıl öncesine kadar yazdıkları oyunlar gibi, koşuk biçiminde yazılıyordu. Bugün yazılan oyunların hemen tümü ise düzyazıyla kaleme alınmıştır.
Temel Britannica, Ana Yayıncılık 1992, Cilt 17

Hareket ve sözle bir öyküyü canlandırma sanatıdır. Bir ya da daha çok oyuncunun tanrılarla ilgili öyküleri canlandırdıkları dinsel törenlerden doğan bu sanatın ortaya çıkış tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Gene de, tiyatro oyunları birçok eski toplulukta ilkel biçimde de olsa sahneleniyordu. Tiyatro sanatı Eski Yunan’da altın çağını yaşadı. Acı çekme ve ölüm gibi acıklı konuları işleyen ve mutsuz bir sonla biten trajedi ile yaşamın gülünç yanlarını ortaya koyan komedi türlerini Yunanlılar yarattı {bak. KOMEDİ; Trajedi). Klasik tiyatro olarak bilinen Eski Yunan oyunları, tıpkı daha yeni sayılan yazarların bir yüzyıl öncesine kadar yazdıkları oyunlar gibi, koşuk biçiminde yazılıyordu. Bugün yazılan oyunların hemen tümü ise düzyazıyla kaleme alınmıştır.

60.Yılda 60 Yeni Yerli Oyun

Devlet Tiyatroları
1 Ekim’de perdelerini açıyor…
Devlet Tiyatroları’ndan
60. Yıl’da 60 Yeni Yerli Oyuna Dünya Prömiyeri
Kuruluş amaç ve ilkeleri doğrultusunda 60 yıldır ulusal tiyatromuzun gelişmesine öncülük eden Devlet Tiyatroları, bir ilki daha gerçekleştiriyor. İlk kez 60 yeni yerli oyundan oluşan bir repertuarı hedefleyerek 2009 – 2010 sezonuna giriyor.
Kültürümüzü ve onu oluşturan değerleri yaşatma, tanıtma, görev ve sorumluluğu ile 60. Yılına giren Devlet Tiyatroları; 15 yeni yazarın eserini sanatseverle buluşturmanın yanısıra repertuar’ında ilk kez 20 genç yazarın eserlerine yer vermenin heyecanı ve mutluluğunu yaşıyor.
Türk Tiyatrosunun, ulusal üslubunu oluşturacak olan oyun yazarlarını desteklemek amacıyla; repertuarında ilk kez sahne ışıklarına çıkacak oyunların yanısıra, eserleriyle ilk kez sahne ışıklarına çıkacak yazarlar ve Devlet Tiyatroları’nda ilk kez temsil edilecek oyunlara yer veren Devlet Tiyatroları, 1 Ekim’de perde açıyor.
Devlet Tiyatroları’nın 2009 – 2010 Sezonu’nda ilk tur’da sahneleyeceği yeni yerli oyunlar:

Devlet Tiyatroları 1 Ekim’de perdelerini açtı…

Devlet Tiyatroları’ndan 60. Yıl’da 60 Yeni Yerli Oyuna Dünya Prömiyeri

Kuruluş amaç ve ilkeleri doğrultusunda 60 yıldır ulusal tiyatromuzun gelişmesine öncülük eden Devlet Tiyatroları, bir ilki daha gerçekleştiriyor. İlk kez 60 yeni yerli oyundan oluşan bir repertuarı hedefleyerek 2009 – 2010 sezonuna giriyor.

Kültürümüzü ve onu oluşturan değerleri yaşatma, tanıtma, görev ve sorumluluğu ile 60. Yılına giren Devlet Tiyatroları; 15 yeni yazarın eserini sanatseverle buluşturmanın yanısıra repertuar’ında ilk kez 20 genç yazarın eserlerine yer vermenin heyecanı ve mutluluğunu yaşıyor.

Türk Tiyatrosunun, ulusal üslubunu oluşturacak olan oyun yazarlarını desteklemek amacıyla; repertuarında ilk kez sahne ışıklarına çıkacak oyunların yanısıra, eserleriyle ilk kez sahne ışıklarına çıkacak yazarlar ve Devlet Tiyatroları’nda ilk kez temsil edilecek oyunlara yer veren Devlet Tiyatroları, 1 Ekim’de perde açtı.

 

Devlet Tiyatroları’nın 2009 – 2010 Sezonu’nda ilk tur’da sahneleyeceği yeni yerli oyunlar:

 

Kerbela

Ali Berktay

İlk kez sahne ışıklarına çıkıyor (Dünya Prömiyeri)

Cumhuriyetin İlk Sadası

Asiye D. Çizmeli

İlk kez sahne ışıklarına çıkıyor (Dünya Prömiyeri)

Barış P. Çelebioğlu

Derbi ya da Darbe

Ahmet Önel

İlk kez sahne ışıklarına çıkıyor (Dünya Prömiyeri)

Rab Şeytana Dedi ki

Nihat Asyalı

İlk kez sahne ışıklarına çıkıyor (Dünya Prömiyeri)

Gizler Çarşısı

Turgay Nar

İlk kez sahne ışıklarına çıkıyor (Dünya Prömiyeri)

Kahramanlarım Öldü

Refik Erduran

İlk kez sahne ışıklarına çıkıyor (Dünya Prömiyeri)

Krem Karamel

Zeynep Kaçar

İlk kez sahne ışıklarına çıkıyor (Dünya Prömiyeri)

İki Çarpı İki

Behiç Ak

İlk kez sahne ışıklarına çıkıyor (Dünya Prömiyeri)

Kuzguncuk Türküsü

Güngör Dilmen

İlk kez sahne ışıklarına çıkıyor (Dünya Prömiyeri)

Kül Bellek

Beliz Güçbilmez

İlk kez sahne ışıklarına çıkıyor (Dünya Prömiyeri)

Lozan

Memet Baydur

İlk kez sahne ışıklarına çıkıyor (Dünya Prömiyeri)

Prömiyer

Civan Canova

İlk kez sahne ışıklarına çıkıyor (Dünya Prömiyeri)

Yoksun

Cuma Boynukara

İlk kez sahne ışıklarına çıkıyor (Dünya Prömiyeri)

Yazılıkaya

Sevgi Sanlı

İlk kez sahne ışıklarına çıkıyor (Dünya Prömiyeri)

Yarım Kalan Masal

Nezihe Araz

İlk kez sahne ışıklarına çıkıyor (Dünya Prömiyeri)

Kadeş Gelini

Hüseyin Erdoğan

İlk kez sahne ışıklarına çıkıyor (Dünya Prömiyeri)

Uysal Yurttaş

Hasan Öztürk

İlk kez sahne ışıklarına çıkıyor (Dünya Prömiyeri)

Yollarda

Haluk Işık

İlk kez sahne ışıklarına çıkıyor (Dünya Prömiyeri)

Hünkar ile Mimar

Cem Günen

Yazarın sahne ışıklarına çıkan ilk eseri (Dünya Prömiyeri)

Anam Bacım Avradım

İnanç Yılan

Yazarın sahne ışıklarına çıkan ilk eseri (Dünya Prömiyeri)

Geç Kalanlar

Pervin Ünalp

Yazarın sahne ışıklarına çıkan ilk eseri (Dünya Prömiyeri)

Fesleğen Çıkmazı

Meltem Yıldırım

Yazarın sahne ışıklarına çıkan ilk eseri (Dünya Prömiyeri)

Vak-a – Kredi Kartı

Cüneyt Çalışkur

Yazarın sahne ışıklarına çıkan ilk eseri (Dünya Prömiyeri)

Kendi Kendine Konuşmaktır Aşk

Cezmi Ersöz

Yazarın sahne ışıklarına çıkan ilk eseri (Dünya Prömiyeri)

Rezervuar Kanişleri

Bülent Usta

Yazarın sahne ışıklarına çıkan ilk eseri (Dünya Prömiyeri)

Puşide-i Siyah

Zerrin Tığlıoğlu

Yazarın sahne ışıklarına çıkan ilk eseri (Dünya Prömiyeri)

Bu Dizi Başka Dizi

İhsan Sanıvar

Yazarın sahne ışıklarına çıkan ilk eseri (Dünya Prömiyeri)

İstibdat Kumpanyası

Uğur Saatçi

Yazarın sahne ışıklarına çıkan ilk eseri (Dünya Prömiyeri)

Televizyon Cumhuriyeti

Ali Cüneyd Kılıçoğlu

Yazarın sahne ışıklarına çıkan ilk eseri (Dünya Prömiyeri)

Düşmanla Sevişenler

Ender Çakmak

Yazarın sahne ışıklarına çıkan ilk eseri (Dünya Prömiyeri)

Öğüt

Cem Uslu

Yazarın sahne ışıklarına çıkan ilk eseri (Dünya Prömiyeri)

Gılgameş

Şirin Aktemur Toprak

Yazarın sahne ışıklarına çıkan ilk eseri (Dünya Prömiyeri)

Gökhan Aktemur

Islıkçı

Çetin Altan

DT’de İlk kez sahne ışıklarına çıkıyor

İşte Baş İşte Gövde İşte Kanatlar

Sevim Burak

DT’de İlk kez sahne ışıklarına çıkıyor

Şerefine İnsanoğlu

Toygun Orbay

DT’de İlk kez sahne ışıklarına çıkıyor

Kod Adı KongoMürsel YaylalıDT’de İlk kez sahne ışıklarına çıkıyor

Karşılaşmalar

Can Utku

DT’de İlk kez sahne ışıklarına çıkıyor

Kaynanam Nasıl Kudurdu?

Ayşegül Çelik

DT’de İlk kez sahne ışıklarına çıkıyor

Ölümü Yaşamak

Orhan Asena

DT’de İlk kez sahne ışıklarına çıkıyor

Dramaturgi (Eser İnceleme)

Türk tiyatrosunun tarihçesine bakıldığında dramaturg sözcüğünün tiyatro terimleri arasında uzun zamandır yer aldığı görülür. İlk kez Ankara Devlet Tiyatrosunda dramaturg adı altında görev yapan kişilerin çalışma alanları, tiyatroya gönderilen oyunları okumak ve bunlarla ilgili raporlar düzenlemekle sınırlanmıştır. Daha sonraları dramaturgun işlevi ödenekli tiyatrolarda aynı kalmakla birlikte, bir kavram olarak tartışma konusu olmuş genelde, pek etkinlik göstermese de, kendi dar çevresinde yavaş yavaş varlığını duyurmuştur. 1990′ lara gelindiğinde ise dramaturgluktan daha çok konuşulur olmuştur ama onu herkes kendine göre tanımlamaktadır ve ne yazık ki yapılanlar soyut tartışmadan öteye gidememektedir.
Yine aynı bağlamda, çağdaş dramaturgi anlayışı da bu aşamada söz konusu edilmeye başlamış, çok olmasa da kimi yazılarda, söyleşilerde çağdaş tiyatroda dramaturginin önemine değinilmiştir. Ne ki dramaturgi anlayışındaki belirsizlik, dramaturg tanımında olduğu gibi, büyük ölçüde sürmekte ve bir kavram karmaşasına neden olmaktadır. Konuyla ilgili tartışmaların düzeyi ve bir noktadan sonra tıkanıp kalmalarının nedeni, birbirlerinden soyutlanamaz olan bu iki kavramla ilgili bilgi ve birikim eksikliğine, yada çağdaş tiyatroya değin donanım yetersizliğine bağlanabilir. Bir çok alada tanık olduğumuz gibi Türkiye’ ye dramaturgluk uğraşı, ona gereksinim duyulmadan “ithal” edilmiştir ve bunun doğal sonucu olarak da son derece kısıtlı, kimi zaman da yanlış alanlarda kullanılmaktadır.
Tüketilmiş bir yılı iyi ve anılarıyla geride bırakırken, bizi ekranın, gazetelerin karşısına bağlayan, meraktan şaşkınlığı, üzüntüden öfkeye savuran onca seyirci kalmanın .tuhaf duygusunu yaşıyoruz. Bu uzun yılda, çoğu zaman, hangi olayın gerçek, hangisinin kurmaca olduğunu düşünürken, kendimizi grotesk bir oyunun içinde hissettik. Yaşanan olaylardaki anlamlı ve anlamsızlığı kavramak yada dertlerimizden birazcıkta olsa uzaklaşmak için, sinemalara, kitaplara, sergilere, tiyatrolara sığındık. Peki aradığımızı bulabildik mi?
Dramaturgi kaygısı olmadan, böyle bir bilinç oluşmadan dramaturg yaratılmıştır ülkemizde ve günümüzde yaşanılan çatışmalar, işlevi pek de kestirilemeyen bir görevin türetilmesinden kaynaklanmaktadır. Oysa çağdaş anlamıyla dramaturg bizimki gibi eğitimi zayıf, okuma inceleme, araştırma alışkanlığı olmayan ve genellikle okuldan aldıkları eğitimle yetindikleri ülkelerde, tiyatronun çağını yakalayabilmesi için etken olabilecek asal kişilerden biridir. Çünkü tiyatromuzun asıl sorunu, teknolojiden de önce, nitelikli, yaratıcı insan malzemesidir. Çağdaş tiyatronun, tiyatro bilincinin değişmesi sonucunda oluştuğu göz önüne alındığında, sıkıntının salt ekonomik olmadığı çıkar ortaya; asıl engel, tiyatronun özünü oluşturan donanımlı kişilerin azlığıdır, insan altyapısının yetersizliğidir. Öte yandan, tiyatro bilincinin değişmesi, bakış açısının farklılaşmasının bir sonucudur. Yeni tiyatro düşüncesi, “başka” bir tiyatro yapma gereksiniminden doğmuştur. Gel gelelim insanın daha iyiyi, güzeli isteyebilmesi için, her şeyden önce onu bilmesi, onun ayrımında olması gerekir ki, bu da bir bilgi, görgü, kısacası birikimle olasıdır. Ve bu kültürel, sanatsal beslenme olmadan, en gelişmiş teknik, teknolojik araçlar bile tiyatroyu çağdaş kılamaz.
Seyirci ve sahneye yaklaşımın değişmesiyle birlikte yeniden yapılanan ve bir bilgi ve kültür işi olarak değerlendirilen çağdaş tiyatroda dramaturgun işlevini açımlayabilmek için dramaturgi kavramını incelemek gerekir. Çağdaş dramaturgi anlayışı ise araştırmacıyı, modern tiyatronun başlangıcına yani yönetmenin sahneye çıkışına götürecektir. Gerçekten de, çağdaş tiyatroyla ilgili hangi olguyu incelerseniz irdeleyin karşınıza hep, ona bugünkü kimliğini kazandıran, sahneleme eyleminin özerk bir sanat dalına dönüşmesi ve buna bağlı olarak, yönetmenini sahnenin egemen kişisi olarak görülmesi çıkar. Durum böyle olunca, çağdaş tiyatroyu oluşturan asal öğelerin anlam ve işlevlerini kavrayabilmek için, tiyatronun yazın alanından kurtulup bir sahne sanatına dönüşmesini sağlayan, sahneleme (sahneye koyma) olgusunun gelişimini izlemek kaçınılmaz olur. dramaturgi ve dramaturg için de durum aynıdır. Günümüzde giderek kendinden daha sık söz ettiren, tartışılan, ne oldukları hem bilinen hem de bilinmeyen bu kavramların ortaya çıkma nedenlerini araştırmak, tanımlamalarını yapabilmek ve tiyatro sanatı içindeki yerlerini, işlevlerini belirleyebilmek için bizim de, tiyatro etkinliğine yeni bir boyut getirerek onu kökten değiştiren sahneleme anlayışının doğuşundan yola çıkmamız gerekecektir.
Ne ki, XIX. Yüzyılın ikinci yarısında yaşanan ve çağdaş tiyatroyu etkileyen sahneyle ilgili gelişmeleri izleyebilmek için, bu dönemi hazırlayan XVII. İle XVIII. yüzyıllara uzanmak kaçınılmaz olacaktır. Çağdaş tiyatroda dramaturginin ve dramaturgun yerini ve işlevini araştırmaya, bunlara olabildiğince açıklık getirmeye çalışan bu kitap,ister istemez, çağdaş tiyatro anlayışının kısa bir tarihçesini de sunmuş olmaktadır okuyucuya. Dramaturgi ve dramaturg kavramlarının üstünde bu denli durmanın asıl amacıysa, tiyatro sanatının ince beğeni ve çok yönlülük, özellikle de bilinç isteyen bir sanat dalı olduğunu bir kez daha anımsatmaktır. Bunun ardından da, epeydir unutulmuşa benzeyen duyarlı bir noktanın altını çizmek gerekiyor.
( Esen Çamurdan – Dramaturg)